Ömrün Sonbaharı Duvarlar

Güncelleme tarihi: 2 Haz

Doğanın kendini yenileme şeklidir sonbahar. Güneş etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Parlak gökyüzü kararır ve yağmurlar başlar. Yapraklar sımsıkı bağlı oldukları dallarından güneşin sıcaklığını kaybetmesi ile birer birer dökülecektir. Bu terk ediş çetin bir kışın habercisi olsa da gören gözler bu şekilde algılamaz. Yere dökülen sarı yaprakların romantizmi sarar ruhumuzu. Birde her yeri kaplamış sarı yapraklar üzerinde yürümenin o eşsiz terapi hazzı... Aslında bu bitmeye başlayan sıcaklığın son huzurlu anıdır.

İşte hayatımızın dönemleri de aslında buna benzer. Benliğimizi göz ardı ederek peşine düştüğümüz, gün gelir öyle bir vefasızlık yapar ki ona bile hayran kalırız. Hayatımızın sonbahar dönemi ise işte tam bu aşamada başlar.

Fazla fedakarlık sonbaharı getirir ömrümüze. Çok sevmiş, benliğimizden vazgeçmişizdir. Onun mutluluğu için kendimizi unutmuşuzdur adeta. Karşılığında hiç bir çıkar gözetmeden hem de. Sevgi bile beklemeden. Kırılmışız, horlanmışız ve hırpalanmışızdır. Hiç bir durumda ben demek aklımıza gelmemiştir.


Sonbahara girmeden bir adım öncesindedir ömrümüz artık. Her olaya, her duruma göğüs geren benliğimiz bir anda kendini hatırlar. Daha doğrusu hatırlamak zorunda kalır. Gördüğü bir vefasızlık artık gözlerini açmıştır.


Esas sevginin ondan kaynaklanmadığını anlamaya başlar. Sevme kudretinin ve sevginin gücünün her şeyin üzerinde olduğunu görmeye başlar. Kaynağı kendisinde olan bu keskin duygunun o olmasa da her an onunla olacağının hazzını duyar içinde.


Artık aklında tek bir soru yankılanır. Bunca emeğe, bunca fedakarlığa rağmen ‘Neden?’ Evet koskoca bir ‘ Neden?’ İle baş başa kalmıştır.


Onca zaman sınırsız olduğunu düşündüğü merhametinin sınırları tükendiğini hisseder. Kendisinden saklanan bir parça merhametin soğukluğu sarar bedenini. Bedenini kaplayan sıcaklık artık vurdumduymazlığa dönüşür. Kıyamet kopsa umurunda değildir bundan sonra.


Sanki oksijen yok olmaya başlamıştır dünyasında. Nefesi yetmez kalbinin atmasına. Onca zaman dünyasının merkezine koyduğu, güneş gibi görüp, gözlerinin ışığında ısındığı artık olmayacaktır. Daha kötüsü varlığını da istememeye başlamıştır.


Çetin kış şartları kendini göstermeye başlamadan sonbaharın romantizmi hissettirir kendisini. Sevginin kaynağı benim sözcüğü ile teselli bulmaya çalışır. Kimseye ihtiyacım yok nutukları atmaya başlar yüreği. Müzikler, şiirler, yazılar motivasyon kaynağı olur. Kimseyle konuşmak, kimseyi duymak istemez. Duvarlar örmeye başlar kendisine. Aşılması zor , fark edilmesi imkansız kalın ve yüksek duvarlar. Çünkü kimse anlamıyordur ve anlayamayacaktır artık.


Duvarların içinde yalnızlıktan üşümeye başlayana kadar geçireceği dönem başlamıştır artık. Sonbaharın son romantizmi... Kışın başlama arifesidir zaman…


Kış başladığında aslında fazla fedakarlığın sevmenin düşmanı olduğu gerçeği çarpar suratına. Gerçekten seven birinin, yanında kalması için benliğinden vazgeçmesini istemeyeceğini anlar. Fazla fedakar olmanın, benliğini unutmanın, onu nasıl vefasızlığa ittiğini anladığında kalbi sızlamaya başlar.


Sana olan saygısını yitirmesinin sebebinin kendi öz saygını önemsememen olduğunu gördüğünde artık üşümeye başlar o kalın ve yüksek duvarlarının ardında.


Öyle sıkı duvarlar örmüştür ki kendine çıkmak artık kendisi içinde zordur. Donduğunu hissetikçe daha tatlı gelir uyumak, aşmak bile istemez duvarlarını. Umarsızlaşır zamanla.. Duyguların varlığı bile artık ilgilendirmez. Donmuş ve o tatlı uykuya çoktan dalmışlardır artık.


Sonra derler ki, Neden bu kadar duygusuzsun, neden tepkisizsin ?

Duvarların arkasında kalmış ve donarak ölmüş olduğunu bilmeden duygularının...


Yusuf Alper EVCİL

01.06.2022


140 görüntüleme0 yorum
PicsArt_02-20-09.41_edited.jpg