21

Suladım ömrümü yirmi birinci kez, gayretsiz bu defa.

Erken tanıştım kalem kağıtla, dostluğu makul fazlasıyla.

Büyüdükçe anla, anlamı yok aslında bu dünyada.

Anlam aramakta saçma, seçim şansı olmadan yaşıyorsun zorla.

Kalbimi ağrıtıyor bu aşk değil daha fenası, çarpıntı seansı.

Yaklaşıyor sonun başı, hayat faturası ağır bastı.

Kaşarlanmış yıllarımın bağırtısı, toparlan git al pılını pırtını.

Eksisi artısı değiştirmiyor enkazı, enkaz altında hissediyorum rüzgarı.

Umut için özür dilenmez, umut mutluluğu getirmez.

Yırtıp attığım sayfalar geri dönmez, saçmalama ölüler bile kimseye güvenmez.

Kimse böyle olsun istemez, eylemler kadere ihanet etmez.

Dik dur eğilme, ezilmezsin eğer duygu esiri değilsen.

Kimim ben? Yirmi birlik distopya fanisi, zamanın esiri.

Ruhumda ihtilal melodisi, bu devrin biraz eskisi.

Nefes nefese mutluluk, dileğimin sadece bir tanesi.

Kader, yazgı dediğin yaşamına etki eden bir toz zerreciği.

Ölüyorum her gün farklı şekilde, kokuşmuş hayallerle herkes neyin peşinde?

Evvelden ahire kim bilir, belki beden son seferinde.

Son dünler yazıyorum bu yirmi bir defterine, yoktan hevesle.

Yabancıyım kendime, otursam etmem iki kelime, bakmam bile yüzüme.

Yirmi ikiye ithafen; hatırlanacak kadar değil, unutulmayacak kadar yaz.


Yusuf KARAPUNAR

760 görüntüleme0 yorum
PicsArt_02-20-09.41_edited.jpg