CEMİYET HAYATI

Bütün gözlerin üzerinde olmasına rağmen büyük bir öz güvenle geçti gazetecilerin önünden Mihri. Hepsi de çıkan dedikoduların aslını soruyordu kendisine. Gala salonuna gelince rahat bir nefes almıştı. İnsanların bu merakını anlayamıyordu; sonuçta kendi hayatıydı ve kendi kararıydı. Bir suç işlememişti, kötü bir şey yapmamıştı sadece hayatı ile ilgili bir şeyi saklamıştı. Kim nereden öğrendi, nasıl haberleri oldu bilmiyordu. Mihri bir açıklama yapana kadar kimse kesin gözüyle bakamazlar diye düşündü. Boğuluyordu karşılaştığı bu ilgiden ve kaçmak istiyordu. Birden kendisine seslenilmesi ile irkildi.

-Çok dalgın gözüküyorsunuz. Basının ilgisi rahatsız etmiş olmalı sizi. Her başarının elbet bir bedeli var; aldırmayın siz. Özel ve aile hayatına saygısı kalmamış kimsenin, dedi Erkan.

Kendisi gibi oyuncu olan Erkan’dan böyle bir duyarlılık beklemiyordu. Kafası dağılmıştı bu cümlelerden sonra.

-İnsanları anlamak güç. Kendi hayatımla ilgili her şeyi paylaşmam gerekmiyor sanırım. O kadar yardım kuruluşunda çalıştım ama bu kadar ilgilenilmedi, dedi Mihri.

Erkan diyecek bir şey bulamamıştı. Gösterim de başlamak üzere olduğu için izlemeye koyuldular. Bir yandan da Mihri’yi süzüyordu arada bir. Mihri, Erkan’a dönmese de bakışlarını hissediyordu. Birden gelen bu ilgiyi anlayamamıştı. Belki anlıyordu kendisini belki de yargılıyordu bilemezdi. Galanın artık bitmesini ve evine gitmeyi diliyordu. Biraz sakinliğe ihtiyacı vardı. Sonunda ödül kısmına gelinmiş ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü almıştı. Başka bir zaman olsa çok sevinirdi buna. Bugün yerine getirilmesi gereken bir görev gibi almıştı ödülünü; diğerlerinin yanına koymak üzere. Bütün organizasyon bitince sakin sakin dışarı çıkmaya çalıştı ama yine basın ordusu ile karşılaşmıştı. Araba ile gelmediğine çok pişman olmuştu. Şimdi bir de taksi bekleyecek ve bir sürü soru ile baş etmesi gerekecekti. Beklemeye başlayınca sorular da arka arkaya gelmeye başlamıştı. Açıklama yapmayacağını söylese de sorular gelmeye devam ediyordu. Birden kalabalığı birinin yardığını ve kendisine doğru geldiğini gördü. Erkandı bu… birden elini omzuna atmış ve valenin getirdiği arabaya doğru kendisini iteklemeye başlamıştı. Çaresiz uyum sağlamıştı adama. Beraber bindikleri gibi araç hareket etti. Arkasına bakmamaya çalıştı Mihri.

-Teşekkür ederim ama böyle bir şeye gerçekten gerek yoktu. Şimdi yeni bir dedikodu malzemesi verdik insanlara, dedi Mihri.

Erkan gülümsemesine engel olmayarak;

-Daha iyi ya işte diğer mesele unutulur gider. İnsanlara balık hafızalıdır. Başka bir yem vermiş olduk onlara, dedi Erkan.

Cevaptan memnun olmasa da hak vermişti. Çivi çiviyi söküyordu genelde. Erkan ile arasında zaten bir şey olmadığı için çabuk sıyrılırdı bu meseleden. Birden çok bitkin hissetti kendisini. Diğer yandan da evinin adresini verdi. Dinlenmekten başka düşündüğü bir şey yoktu. Evlerinin önüne geldiklerinde çok yorgun olduğunu ve adamı kahve içmeye davet edemeyeceği için özür diliyordu.

-Hiç sıkıntı değil; yarın için bana bir randevu verirseniz ödeşiriz, demişti Erkan.

Mihri yine anlam verememişti. Tamam basının elinden almıştı ve eve bırakmıştı ama randevu isteyecek kadar samimi değillerdi. Bunu sonra düşünmek üzere aklından iteledi konuyu. Sadece ve sadece uyumak istiyordu; belki biraz da ağlardı. Sinirleri iyice gerilmişti çünkü. Düşünecek ne çok şey vardı ve şöhretin de bir bedeli olduğunu bugün öğrenmişti. Hayatı sanki kendisinin değilmiş de karşıdan izliyormuş gibi geliyordu. Bu zamana kadar kimsenin hayatını merak etmemişti; herkesin iyi kötü günlerinde yanında olmuştu ama şimdi kendisi yalnızdı ve bunlarla tek başına baş etmesi gerekti. Aklına gazetecilerden kaçarken kaza yapan prenses geldi. Korktu sonunun aynı olmasından Mihri de. Tüm bu şöhreti bırakıp mütevazi bir hayata geçmeyi de düşündü ama düşünüldüğü kadar kolay değildi bu. İlgiye ve ihtişama alışmıştı bir kere. Servet denebilecek birikimi olsa da güvenemedi kendisine bu konuda. Daha sonra düşünmek üzere aklının en derinlerine gömmeye karar verdi aklından geçenleri.

Ertesi gün telefonunun sesine uyandı. Normalde sesi açık olmazdı ama unutmuştu belli ki. Arayan numarayı tanımıyordu. Çalması kesilince kısa süre sonra mesaj geldi ‘Kahve sözünüzü hatırlatmak istedim; saat kaçta nerde derseniz uyarım. Erkan…’. Mihri bu adamdan kurtuluş yok en iyisi gidip niyetini öğrenmek diye düşündü. Mesaja hemen cevap vermedi; önce kendisine gelmesi gerekti. Bugün yapacağı işleri de gözden geçirmesi gerekiyordu. Galayı yeni yapmış olsalar da başka bir proje için deneme çekimlerine gitmesi gerekiyordu. Saatine göz attı; daha vakti olsa da biran önce hazırlanmak zorunda hissetti kendisini. Bir saat bile dolmamıştı ki hazırlanmış ve hazırladığı kahvesini yudumlamaya başlamıştı bile. Sonra bilgisayarının başına geçti e-postalarına bakmaya başladı. Röportaj isteklerini açmadı daha sonra değerlendirmek için. Soracakları sorular belliydi. Sonra telefonuna göz gezdirdi. Mesajlarda adamdan gelen mesajı tekrar okudu ve ‘Çekimim var bugün, çekimden sonra kısa bir vakit olabilir. Beyoğlu’na yakın olacağım saat üç civarında olabilir…’ diye cevapladı. E-postalarına dönünce önemli bir mail geldiğini gördü ve açtı.

“Geçen verdiğimiz açıktan dolayı mahcup olduk size, özrümüzü kabul edin. İsterseniz sevk işlemi gerçekleştirebiliriz. Nasıl içiniz rahat ederse söyleyin ona göre hareket edelim. Çınar Pehlivan.’ Diye mesaj gelmişti. Ne yapması gerektiğini kestiremedi. Maille cevaplamak yerine gidip görüşmeyi tercih edeceği için karşılık vermedi. Hem bir gidip kontrol etmesi de gerekiyordu. İnsanlara yakalanma riskini de göze alması gerekecekti bu durumda. Önce işleri halletmeli sonra bir yolunu bulmalıydı. Bütün bunlar için güce ihtiyacı olduğunu düşündü. Bir an önce çıkıp işlerini yola koymalıydı. Kafasında bin bir düşünce ile artık hazırım diye çıktı evinden.

Evden çıktıktan sonra sürekli izleniyormuş hissine kapıldı. Etrafına bakındı ama kimseyi göremedi. Birden flaş patlaması gördüğünü sandı ama aldırmadı. Panik yapacak bir şey yoktu netice de; yanlış yaptığı bir şey de yoktu. O yüzden rahat görünmeye çalıştı. Yine dikkat çekmeden etrafına göz gezdirdi; yine kimseyi göremeyince arabasına binip uzaklaştı. Önce çekim için kuaföre ve makyöze gidecekti. Birden direksiyonu kırdı ve ters istikamete doğru girdi. Önce alışveriş yapmalı ve kendini biraz deşarj etmeliydi zamanı da varken. Gittiği mağazaların en nadide ürünlerini denemeden almış paketlere konulmasını izliyordu. Mağazanın camından etrafa bakındı ve olağanüstü bir şey yoktu yine. Alışverişi bittikten sonra kahve içmek istedi ama yalnız içmeyi sevmediği için vazgeçti. Tekrar yola çıktı çekimler için. İşlerini halledip çekimlerini de bitirdikten sonra üzerini değiştirmek için kulisine gidince hazırlanırken set elemanlarından biri gelip ‘Dışarıda bekliyorum’ yazan bir not kağıdı verdi. Kendisini kim bekleyebilirdi diye düşündü. Sonradan aklına geldi dün söz verdiği.

Hazırlanıp çıktığında Erkan’ı karşısında gördü. Kendi arabası yerine onunla gitmek belki de iyi olabilirdi. Kendisini izleyen biri varsa nereye gittiğini göremeyecekler ve takip edemezlerdi. O da işlerini halledebilirdi böylece. Kimin neye vesile olacağı belli olmuyor diye geçirdi içinden. Etrafına bakınmadan direk araca bindi ve selamlaştı adamla. Sonra da hareket ettiler. Gözlükleri gözünde, saçını toplamış ve kıyafetini değiştirdiği için fark edilmediğine emindi. Yola çıktıklarında ve Erkan nereye gitmek istediğini sorduğunda önce bir duraksadı ve bu adama ne kadar güvenebileceğini düşündü. Dün gece geçti zihninden ve yardım edebilecek biri gibi gelmişti o an.

-Sır tutabilir misin? Kendinize güvenirseniz bu konuda açtığım bu konuma gidelim, dedi Mihri.

-Hay hay efendim, dedi Erkan ve açık olan adrese doğru yön değiştirdi.

Mihri, adamın hiçbir şey sormadığını ve gözü kapalı verdiği adrese doğru gittiğini görünce içi rahatlamıştı. Yine de etrafına bakınıyor, takip edilip edilmediğini kontrol etmekten de kendini alamıyordu. Sessizliği Mihri bozdu;

-Nereye gittiğimizi sormayacak mısınız? Diye sordu.

-Beraber vakit geçireceğimiz için çok önemli değil. Vardır bir bildiğin. Beni kaçıracak halin yok ya, dedi ve kahkahayı patlattı. Benimle önemli bir sırrı paylaşacaksanız da kendimi önemli hissederim sadece, sorgulamam, diye ekledi.

-Peki, kelimesi çıkmıştı sadece Mihrinin ağzından.

Adres şehrin biraz uzağında hastaneye benzer bir yere çıkıyordu. Issız olması ayrı bir tedirginlik konusuydu ama yanındaki kadının ne yaptığını bildiğini düşündü Erkan. Geldiklerinde içeride yardıma ihtiyaç duyup duymayacağını ya da onunla gelmesini isteyip istemediğini sordu. Mihri gerek olmadığını, kahve içerken anlatacağını söyledi ve içeri girdi. Kapıdaki güvenlik Mihri’yi yakından tanıyormuş gibi saygıyla eğildi ve Erkan bunu görünce sanırım tanıyorlar diye geçirdi içinden. Sonra da kendi kendine güldü ‘Kadın ünlü bir aktris, tabi ki tanıyorlardır’ diye söylendi kendi kendine. Bir süre sonra çıktı Mihri ve Erkan’ın aracına doğru ilerledi. Bunu gören adam da aracı kapıya yaklaştırdı, park yerinden çıkarıp.

-Evet, kahve içmeye gidebiliriz artık. Teşekkür ederim getirdiğiniz için, dedi Mihri.

Sessiz bir şekilde hiç konuşmadan yolculuklarına devam ediyorlardı. O arada Erkan da gidebilecekleri mekanları düşünüyordu. Orası olmaz fazla romantik, orası da olmaz çok göz önü kadın rahatsız olabilir vs. diye aklından geçirirken yol üzerinde hem mütevazı hem de kimsenin tahmin edemeyeceği bir restoran gördü. Mihri’ye buranın uygun olup olmadığını sordu. Fark etmez, girebiliriz cevabını alınca da Mihri’yi restoranın kapısında indirdi. Arabayı park edip Mihri’ye katıldı. Oturup siparişlerini vermeyi beklediler. Kahve içecekken koşturmacada acıktıklarını hissettiler ve buluşma yemeğine döndü.

-Nereden başlasam bilmiyorum anlatmaya, dedi Mihri.

Erkan bu cümleye şaşırmış bir şekilde;

-Hiçbir yerden, bir şeyler anlatmak zorunda değilsin ama şu siz, biz konuşmasını kaldırsak mı artık. Samimiyetime güvenirseniz tabi, dedi. Sır senin, hayat senin kimse bunun için yargılayamaz seni, o yüzden insanları çok önemseme, bırak konuşsunlar, bu sadece seni yükseltir, diye ekledi.

Sonraki iki saat keyifli bir muhabbetle geçmişti. Nasıl geçtiğini anlamasalar da bir yorgunluk çökmüştü Mihri’nin üzerine. Kusura bakmazsa artık eve gitmek istediğini söyledi. Sonra da aracını bıraktığı aklına geldi ve sete gidip aracımı alsam daha iyi olacak yarın da halletmem gereken işler var diye düşündü.

-Aracım beni aldığın setin önünde kaldı, alıp dönsem daha iyi, yarın da işlerim var, dedi Mihri.

Erkan’ın içine sinmese de dinledi onu ve istediği yere bıraktı. Mihri otoparkta olan aracını aldı ve hareket ettirdi. O anda başka bir aracın farı da yanmıştı. Akşam olduğu ve otoparkın ışığı yetmediği için ışık gözünü almıştı. Alelacele hareket etti ne yapacağını bilmeyerek. Tesadüf diye düşünse de yola çıkıp ilerleyince dikiz aynasından az önceki aracın kendisini izlediğini fark etti. Olmadık yerlerden virajlardan dönüyordu; peşindeki aracın başka bir yöne gitmesini umarak ama ayrılmamıştı peşinden. Yardım istemek geldi birden aklına ama kimden isteyecekti. Polisi arasa araç bir anda kaybolsa bir şey iddia edemezdi ve plakasını da alamamıştı yanan farlar yüzünden okunmuyordu. Erkan’ı aramayı düşündü; güç bela çantasından tek eliyle telefonunu çıkardı. Arama tuşunu bastı ve çalmasını bekledi o anda öndeki araca çarpmak üzere olduğunu görüp şerit değiştirmeye kalktı ve yanından geçmekte olan araca şiddetli bir şekilde ne olduğunu anlamadan çarpmıştı. Aramayı cevaplayan Erkan ise sadece fren seslerini ve çarpma gürültüsünü duymuştu.

Erkan bu terslik karşısında Mihri’yi bıraktığı yere gitti ve evine nereden gidebileceğini hesaplayarak yola koyuldu. Mihri peşindeki aracı atlatmak için farklı yollardan dönse de sonunda evinin istikametine girmişti. Olay yerinde duran araçları görünce Mihri’nin olabileceği aklına gelmişti Erkan’ın aklına ve aracını durdurup indi kaza yerine bakmak için. Ambulans ve polis çağrılmıştı yolda duranlar tarafından. Aracın içine baktığında Mihri’yi gördü ve araca yaklaştı. O anda sağlık ekipleri geldiği için yaklaşamadı sadece ambulansı takip edebilirdi.

Ertesi gün Mihri hastanede açmıştı gözlerini ve ilk karşılaştığı Erkan’dı. Neler olduğunu sorunca kendisini aradığını ama sonra aracın çarpma sesini duyduğunu anlattı Erkan. Sonra kadının anlatmasını bekledi.

-Peşimde bir araç olduğunu gördüm, kurtulmaya çalıştım. O arada yardım istemek aklıma geldi ama telefonla aramaya çalışırken kaza geçirdim dedi.

-A…. o araç mı? Sadece kapını açık unuttuğun için seni uyarmak istemişler. Yani ifadelerini bu şekilde verdiler, diye açıklama yaptı Erkan.

-Nasıl yani? Gazeteci değiller mi, diye sordu Mihri.

-Anladığım kadarıyla değil, dedi Erkan.

-Çok iyi, bu kadar şeyden sonra bir de paranoyaklığım eksikti, dedi Mihri acı acı gülümseyerek.

Erkan ise doktorlarla görüşeceğini durumu hakkında bilgi almak üzere çıktı odadan bir şey söylemeden. Üzülmüştü kadın için ve dahası yardım etmek istiyordu. Geçecek diye sayıkladı içinden ve insanların merakı nelere sebep oluyor diye düşündü. Bir rahat bıraksalar insanlar insanları diye içinden sitem etti.


Betül FIRAT

13.07.2022

280 görüntüleme0 yorum
PicsArt_02-20-09.41_edited.jpg