Haydi Sınav Olmasın

Sınav olmayan bir sistem… Bazılarımızın biricik rüyası. İlk önce liseyi kazanmak için at yarışı pozisyonunu alıyorsun. Daha 12-13 yaşlarında omuzlarına bir bohça bırakıyorlar. 14 yaşında tam kazandım derken birileri sana 9’uncu sınıfın rehavetine kanmaman gerektiğin hatırlatıyor. İlk matematik sınavında çakılınca bir silkeleniyorsun. Zaten motorun daha soğumamış olur, pat üniversite telaşı. İşin kötü kısmı eğer başarıp dört yılda üniversiteyi de bitirip öğrenim hayatına son vermek istersen önüne gerçek yaşam denilen acımasız bir başka sınav çıkıyor. Bir bakmışsın okumak olayın en stressiz kısmıymış. Yaşarken çok büyük gelen şeyler o geldiğin noktada devenin sırtında barbekü yapan pire kadarmış. Her adım bir sınav. Sınav da sınav. Sonuçta kim istemez ki işe girmek için herhangi bir sınava tabi olmadan kırmızı halıların altımıza serildiği dümdüz bir yolda ilerlemeyi? Şahsen ben isterim. Bu sınavlardan ve sürekli gelecek kaygısı yaşamaktan sıktı sıyrılan hapı yutmuş fanilerin arasında ben de varım. Bir anda önümde altın kapılar aralanıp dolar dolu küvete ulaşmak istiyorum. İşin kötüsü bu düşüncenin genel olarak şu anki hakim kuşak sorunu olduğunu bilmeme rağmen istiyorum. Hepimiz tek bir eksenden parkursuz kolay yoldan varış noktasına varmak istiyoruz. Neyse bu başka yazının konusu.

Şunda hemfikiriz; sınav sistemlerimiz berbat ama velakin bu sınavlara da mecburuz. Sınavların olmadığı bir ütopyada ilerleyerek sınavlara ihtiyaç duyduğumuzu daha kolay anlatırım gibi geliyor ama ondan önce değinmek istediğim noktalar var. Bir kere sayımız çok fazla. Herkesin nitelikli bir işe sahip olması maalesef ki mümkün değil. Tabi nitelik dışında burada dillendiremeyeceğim başka durumlar da var ama neyse havalar çok soğumadan konuya geri döneyim. Siz bir işveren olduğunuzu düşünün ya da bir okul yöneticisi. Kapınızdan yaptığınız uğraşıya uygun insanları sokmak istersiniz. Tekrar ediyorum, sınav sistemimiz berbat. Türkçe öğretmeni olacak insan genel kütür sorusu ayağına futbolcuları bilmek zorunda kalıyor ya da kendi açımdan konuşayım. Benim meslek alanlarım politik ama ileri matematik soruları çözmek zorunda kalıyorum. Alanlarımıza uygun, tarafsız bir şekilde test edilmemiz gerekiyor. Bazı yerlerde kendimize bir yer bulmak için en temiz yol bu amma velakin sistemin hepimizi genel olarak kullanılan tabirle yarış atına çevirmesi bizden birçok şey götürüyor. Yaşanan stres yüzünden yirmilerinde saç döken ve başarısız olunca üçüncü sayfa haberlerine yer alacak şekilde bu dünyaya bay bay diyenleri tanıyorum. Stres seviyemiz ve gelecek kaygımız bu kadar yüksek olmasa aslında sınav olması gereken sistem. Çünkü doğru yapıldığında makul bir eleme şansı ortaya doğuyor.

Şimdi gelelim sınavsız bir dünyaya. Bunun mümkün olması için bir avuç kadar insan olmamız gerekiyor ama bu etkeni eliyorum. Hatta her şey bedava. Bir şekilde her şey ayağımıza kadar geliyor. Çalışmamıza gerek yok. Bu fikir sabah Rick and Morty’nin bir fragmanını izlerken aklıma geldi. Size dünya üzerinde bir cennet simülatörü kuruyorum. Sanırım bu düşünce Matrix üçlemesinin ilk filminde de işlenmişti. Orada nasıl işlenmişti tam hatırlamıyorum ama şunu biliyorum: Asıl kaos orada başlardı. İnsanların eline istediği her şey verilince geriye sadece o insanın gerçek doğası kalıyor. Bu sınavlar, iş hayatı ve geri kalan hayat bize bir amaç veriyor.

Üzüntü, neşe kadar gerekli bir duygudur. Sınırsız neşe diye bir şey yok. Üzüntü neşeyi doğruyor. Eğer ki her şey mükemmel olursa buna son vermek istememiz kaçınılmaz olur. Her şeyin fazla mükemmel olmasına ne kadar dayanabilir insan zihni? Bir kere sınırsız neşe bizim ulaşmak istediğimiz yer. Hayat amacımız. Hayat amacını kaybetmiş bir bireyin neşeyi bulabileceğini sanmıyorum. İnsan beyninin arızalarından biri işte. Bizler mutluluğa ulaşmaya çalıştığımız için yaşıyoruz. Nihai mutluluk diye bir şey yoktur.

Ütopik olmayan şekilde sınavsızlığı işleyen binlerce yazı var. Sistem, eğer bir anda birkaç milyar insanı yer yüzünden silmeyi planlamıyorsanız sınava mecbur. Sadece iş kollarını daha efektif kullanacağımız şekilde inovasyona ihtiyacımız var. Teknoloji ilerledikçe iş kollarının daraldığı algısı bir yönde yanlış. O makineleri yapacak ve sürdülmesine katkı sağlayacak nitelikli insan kitlesine ihtiyacımız var. Sadece birkaç güncellemeye ihtiyacımız var. Bir sürü gereksiz bilginin beynimize çöp tenekesi muamelesi gösterip tıkıştırmadığımız bir sistemde sınavları da sevmeyi öğrenebiliriz.


27.10.2022

Gamze Işık TOKDEMİR

388 görüntüleme0 yorum
PicsArt_02-20-09.41_edited.jpg