İNSAN?

Her yeni günün sonunda yatağıyla buluşan her insanın kendine sorduğu ya da sormaktan kaçındığı bir soru değil midir bu? Peki sizce İNSAN MIYIZ? Durup düşünsek, belki biraz öz eleştiri yapsak aslında bunu anlamak hepimiz için kolay olacak... hayatın koşuşturmacası içinde insan denen varlık, durmaksızın yürümek ve yol almak ister ve bunun gerekliliğine inanır. Ara sıra duraksamak ve biraz düşünmenin elzem olduğunu ise asla kabul etmez. Peki sadece türümüzün adı mı insan? Yoksa özünü koruyabilmiş, insan olabilmiş bir varlık mıyız? Bu soruların cevabı görecelidir. Ben “bana göre!” yazacağım... bazen acımasızca bir eleştiri, bazen bir şefkatle okşanacak zihinlerimiz..

Öncelikle, insan nedir? Bunu sormak gerek. Nedir bu herkesin birincil vasfı olan insan? İşte burada durup bir düşünmek istiyoruz değil mi? Hep ötelediğimiz o gerçekliği gözler önüne seren çarpıcı bir soru da peşinden geliyor tabi ki... İnsanlığımızı koruyabiliyor muyuz? İnsan, özünde anatomik bir çok özelliği hücre hücre bir araya getirilmiş komplike bir yaşam formu diyebiliriz... madde boyutunda biz buyuz! Birlikte yaşamayı becerebilen hücrelerin yaşam alanıyız. Manevi boyutta ise bu kadar ile sınırlı değiliz, bize verilen fikir ve düşünebilme yetisi sayesinde bir değer kazanmış, üstelik cennet vaat edilmiş bir türüz. İşte tam burada hücre yığını olan insanın hem kendine hem dünyasına hem de diğer canlılara zulmü başlamıyor mu zaten? Her konu kenarda beklesin, biz egoist yanımızı konuşalım. Birbiriyle geçinebilen, bir araya gelip yapılanan hücrelerimizi boş verip ne çok büyüklenmeye başlamışız, neden mi? Çünkü DÜŞÜNEBİLİYORUZ! Fakat bu yetiyi gerektiği ölçüde kullanıp kullanamadığımız muamma. Eğer bir insansan ve düşünebilen bir varlıksan üstünsün, ama eğer insansan ve düşünebilecek bir şey olmana rağmen düşüncesizce etrafı yıkıp döküyorsan; her türlü büyüklenme böbürlenme dile gelmese de zihninde yankı buluyorsa aslında belki de diğer canlı türlerinden bile daha kötü halin.. en kötüsü de bunun farkında bile değilsin!

Egoist ve narsist insanlar da şimdi bir kenarda dursun, gelelim ne kadar insan kalabildiğimiz konusuna; insan olmak kolay, zaten bize bahşedilmiş yetenekler ve özellikler varken hepimiz insan kategorisindeyiz. Peki ya insan kalabildik mi? Toplumun içler acısı hali, bunu beceremediğimizi yüzümüze vuruyor zaten! Ne kadar inkara yatkın olsak da kabullenici yanımızı ortaya koyabilmemiz burada objektif bakış açısı oluşturacak bize.

Merhamet? Naiflik ve nezaket? Gönlü bol ve paylaşımcı olmak? Onarıcı yanımızı ön planda tutmak? Tabiri caizse yufka yüreklilik? Yalandan, ikiyüzlülükten, kıskançlıktan ve başkasının hakkını gasp etmekten kaçınmak? Bu hasletlerden kaç tanesine sahibiz? Ya da kaç tanesi insan kalabilmenin yolunda bize kilometre taşı görevi görüyor? Şimdi hayatın hengamesini bir kenara bırakın ve bir nefes alın; o nefesi aldığınız vakit insanlığınızı ve insan kalıp kalamadığınızı bir süre sorgulayın...

Bahaneler hep var değil mi? Düşünmekten kaçınmak için her şey bahane olmaya aday “çalışıyorum!” “yemek yapmam gerekiyor!” “şu an kafam dolu sonra düşünürüm!” Vs... Mazeretlerin arkasına sığınmadığınızda, evet! Bunu yapmadığınızda İNSAN MIYIZ? Sorusuna cevabı kendi içinizde bulacaksınız...

Sevgiyle kalın, insan kalın...


Selda OZAN KURUÇAY

25.04.2022

180 görüntüleme0 yorum
PicsArt_02-20-09.41_edited.jpg